nerimanpolat
works > 2016  2015  2014  2013  2012  2011  2010  2009  2008  2007  2006  2005  2004  2003  2002  2001  2000 1999 1998 1997

2010 >

Modest View

"Modest View" Solo Exhibition, C.A.M Gallery, Istanbul, 2010l

 

MODEST LANDSCAPE

Deniz Erbaş, March 2010, İstanbul

Modest Landscape is Neriman Polat’s third solo exhibition. The most distinctive quality of her solo exhibitions is her will to make the gallery space invisible and create a sensual/dramatic perception of time and space specific to the exhibition or the work itself through installations/interventions in and on the space. In her “Photo-Grave” exhibition at the Apartment Project, she painted the room green and placed her photos that remind of death and the feelings it gives rise to in that space. In her “Father’s Home Apt.” exhibition, severing us from the feeling of being inside a gallery, she invited us into the realm of unmediated reality through her mosaic mural work “Father’s Home Apt.” and the basement floor photos she placed on the ground level; hence erasing the visibility of the exhibition space at first sight. In her current exhibition “Modest Landscape”, she narrates the last four years she has spent in the Aegean and recreates the landscapes and scenes that have caught her eye in a dramatic, poetic and yet ironic atmosphere.

The modest landscape Polat defines refers to nothing other than a usual or even ordinary state of being “in nature”; it is definitely not a city center but we don’t have a clue whether it is a village or a town or just a distant, reclusive piece of nature. The same goes for the people that dominate, look upon and shape that landscape. Still we cannot say that it is abandoned; doors, furnitures, well lids, instruments and a burning candle prove the existence of people and their everyday life there. And these proofs bring us to the most crucial point of the exhibition itself...

Actions of Gathering and Making Do...

A life where water is drawn from a well, where no electricity exists, where the only connection with civilization is maintained through a radio running on batteries is going on simultaneously with our urban life –only a couple hundred kilometres away. This has got nothing to do with nostalgia; rather a more fundamental feeling about the order of things. When an urban dweller looks upon the “design” concept that prevails over this landscape with his/her perception overlaid with the codes of current consumer culture that markets design as a way of aesthetic appreciation, a way of life and a symbol of identity and belonging, he/she will inevitable feel alienated. Though it might seem patchy, provisional, formless, unaesthetic and meaningless, the design concept we see here feeds directly from most basic needs; it is practical, economic and functional. The guiding principles are making do with what’s available, inventing and most importantly adapting. The blue cases piled up on one another and the plastic dispenser size bottle fitted out with hooks, all have a purpose, a function before all else.

Today, how does a city dweller adapt to a world untouched by the rule of consumer culture? What reference point does he/she have left when all the channels that feed the learned notions like beauty and harmony and the feeling of aesthetic pleasure pumped up by the current world order based on consumerism are shut down? Neriman Polat’s frames that capture ordinary, quiet scenes and landscapes under natural light and without any intervention whatsoever document the moments when we reflect on such questions. Questions about whether an alternative life form is possible and about what might be the alternative to being part of this system here and now are questions that well deserve to be asked and sought for over and over again. Neriman Polat poses these questions once again and seeks answers in a direct and simple manner.

 

"Robinson Crusoe vari bir kaçış", Levent Çalıkoğlu, Mayıs 2010

"Neriman Polat questions urban lifestyle in photographs, Hatice Ahsen Utku, Today's Zaman, 23 April 2010

"Sanat Parayla Ölçülemez", Öznur Güzel Karasu, Habertürk, 9 Nisan 2010

 

Mütevazı Manzara

"Mütevazı Manzara" Kişisel Sergi, C.A.M. Galeri, İstanbul, 2010

 

MÜTEVAZI MANZARA

Mütevazı Manzara, Neriman Polat’ın üçüncü kişisel sergisi. Sanatçının, sergileme alanını, galeriyi görünmez kılma, mekanın içinde/üzerinde yaptığı yerleştirmeyle serginin ya da işin kendisine ait bir duyumsal/dramatik zaman ve mekan algısı oluşturma isteği, kişisel sergilerinin en belirgin özelliği. Apartman Projesi’ndeki “Foto-mezar” sergisinde, odayı yeşile boyadı, ölümü çağrıştıran ve ölümün yol açtığı duyguları çağıran fotoğraflarını mekâna yerleştirdi. “Baba Evi Apt.’ sergisinde ise mozaik duvar işi “Babaevi Apt.” ve zemin hizasına dizdiği bodrum kat fotoğrafları ile sergi mekânını ilk anda görünmez kılarak, galeride olduğumuz duygusundan bizi uzaklaştırarak dolaysız gerçekliğin alanına davet etti. Polat, Mütevazı Manzara sergisinde ise, 4 yıldır Ege’de geçirdiği zamanları, bakışına takılan “manzaraları” yine dramatik, şiirsel ve aynı zamanda ironik bir atmosfer içinde yeniden kurguluyor.

Polat’ın tanımladığı mütevazı manzara, olağan, hatta sıradan bir “doğa içerisinde” olma halinden başka bir referans içermiyor; şehir merkezi olmadığına şüphe yok ama köy mü, kasaba mı, yoksa inzivaya çekilinmiş ücra bir doğa parçası mı olduğu konusunda bir ipucumuz da yok. Bu manzaraya hâkim, manzaraya bakan ve şekil veren insan ya da insanlarla ilgili olarak da durum aynı. Fakat yine de terk edilmiş diyemiyoruz bu yer için; kapılar, eşyalar, kuyu kapakları, alet edevat ve yanan mum insanın varlığının ve burada süre giden gündelik yaşamın kanıtları. Bu kanıtlar da bizi serginin can alıcı meselesine getiriyor.

Derme ve Çatma Eylemleri…

Suyun kuyudan çekildiği, elektriğin olmadığı, medeniyetle tek ilişkinin pilli bir radyodan sağlandığı bu manzara bugün içerisinde yaşadığımız şehir hayatından birkaç yüz kilometre ötede, eşzamanlı olarak akmakta. Burada bir nostaljiden çok, şeylerin düzenine dair daha temel bir duygu söz konusu. Bir kentli, tasarımın bir estetik beğeni, bir yaşam tarzı, bir kimlik ve aidiyet simgesi olarak pazarlandığı günümüz tüketim kültürü kodlarıyla yüklü algı dünyasından bu manzaraya hâkim olan “tasarım” anlayışına baktığında, kaçınılmaz olarak yabancılaşacaktır. Derme çatma, eğreti, biçimsiz, estetikten uzak ve anlamsız görünse de buradaki tasarım bizzat en temel ihtiyaçlardan besleniyor; pratik, ekonomik ve işlevsel. Olanı değerlendirmek, türetmek ve hepsinden önemlisi uyum sağlamak temel ilke. Üst üste oturtulmuş mavi sandıkların, askıyla donatılmış plastik damacananın her şeyden önce bir amacı, bir işlevi var.

Bugün bir kentli, tüketim kültürünün idaresine girmemiş bir dünyaya nasıl uyum sağlar? Güzellik, uyum gibi öğretilmiş kalıpları ve tüketim üzerine kurulu dünya düzeninin pompaladığı estetik haz duygusunu besleyen kanallar susturulduğunda neyi kerteriz alır? Neriman Polat’ın doğal ışık altında yakaladığı, hiçbir müdahale içermeyen, sıradan, dingin manzara ve kompozisyon kareleri, tam da bu soruların aklımıza geldiği anların birer belgesi niteliğinde. Başka bir yaşam formunun mümkün olup olmadığına, şimdi ve burada, bu düzenin içerisinde olmanın alternatifinin neler olabileceğine dair sorular, tekrar tekrar sorulmayı ve yanıt aranmayı hak ediyor. Neriman Polat bu soruları bir kez daha soruyor ve yine doğrudan, olabildiğince sade ve dolaysız gerçeklikte cevap arıyor.

Deniz Erbaş, Mart 2010, İstanbul

 

 

2010 >